Saygıdeğer Misafirlerimiz... Muhterem Tekirdağlılar...
Tekirdağ Anadolu Lisesi Eğitim Kampüsü’ne hoşgeldiniz...
Sevgili 2008 Mezunları, Tekirdağ Anadolu Lisesi Mezunları Derneği adına aramıza hoşgeldiniz diyorum sizlere…
Bu hoşgeldin, bir veda sizin için aslında…
Bugünün kıymetini bilin diye size acı bir hatırlatma…
Bugün, sizin o bir an önce çıkarmak için can attığınız, bugün de giymesek dediğiniz okul üniformasıyla son gününüz…
Bugün, arkadaşlarınızın hepsiyle bir arada son gününüz…
Ne aynı sıralar, ne aynı sınıflar, ne aynı koridorlar paylaşılmayacak bundan sonra…
Bugün, bitsin de gidelim dediğiniz okul günlerinin sonuncusu…
Daha şimdiden özlemeye başladığınız o günlerin sonuncusu…
Belki ilk aşkınızı yaşadığınız, belki son aşkınızı ya da gerçek dostunuzu bulduğunuz, belki ilk başarıları tattığınız, belki ilk sorumluluğu aldığınız bu çatının altındaki son gününüz…
Ergenlikten gençliğe adım attığınız yılların bitişini haykırıyor bugün size…
O yüzden, tadını çıkarın bugünün…
Sarılın arkadaşlarınıza, ister doya doya gülüp eğlenin, ister hıçkıra hıçkıra ağlayın…
Hem mutluluğunuzu paylaşın, hem üzüntünüzü…
Kavgalı olduğunuz arkadaşınızdan özür dileme, kırgın olduğunuz öğretmeninizle barışma gününüz bugün…
Tadını çıkarın…
Unutun sınavı, bırakın gözünüzde büyütmeyi...
Hayat o kadar çok sınavlarla dolu ki...
Tam 7,5 yıl önce, bir bebek aldım kucağıma… 3 yaşındaydı…
Tekirdağ Anadolu Lisesi Mezunları Derneği…
Ne konuşabiliyordu… Ne yürüyebiliyordu…
Yıllar geçtikçe, önce “agu”lar başladı, sonra gülücükler…
Önceleri “ben” diye başlayan cümlelerle anlatırken yapılanları, baktım ki emek verenler artıyor benimle birlikte, “biz”e dönüştü kurduğum cümlelerin özneleri…
Sonra emeklemeye başladı bebeğimiz…
Şimdi büyüdü o bebek, yürümeye başladı… İlk adımlarını atıyor hayata…
Yürüyor bizimle birlikte… Daha yeni başladık yola…
Bir annenin, babanın çocuğuyla gurur duyması gibi, biz de gurur duymayı öğrendik attığı her yeni adımda bu bebeğin…
Ve bu gururla, bu yürüyen bebek koşana kadar, kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar, ben kendi adıma elini hiç bırakmayacağıma söz veriyorum…
Bizim üzerimizde, sizin üzerinizde emeği olan öğretmenlerimizin beni yanlış anlamayacağını bilerek bir hatırlatma yapmak istiyorum sizlere…
Burası, herkesin hayatında bir parça…
Ama sizin için o kadar önemli bir parça ki…
Buradaki herkes geçici…
Bir tek sizler, hayatınızın sonuna kadar birer “Tekirdağ Anadolu Lisesi Mezunu” olacaksınız ve bu gerçek hiç değişmeyecek…
Bir okulu diğerlerinden farklı kılan mezunlarıdır…
Mezunlarının hayattaki başarıları, kaliteleri, duruşları…
Ve onların okullarına geri dönüp kattıklarıdır bir okulu diğerlerinden farklı kılan…
Mezun okuluna sahip çıktıkça, okulunun değerini arttırır…
Okulun değeri arttıkça, mezunun kalitesi artar…
Bizler, okulumuza bu düşünceyle sahip çıktık ve çıkıyoruz…
Bu düşünceyle tutuyoruz bu bebeğin elini…
Siz de, bizimle birlikte, okulunuza sahip çıkmaya, bu bebeğin elini hiç bırakmayacağınıza söz veriyor musunuz?
Arkamda bu gücü hissetmenin huzuru ve gururuyla konuşmama devam etmenin mutluluğunu yaşıyorum…
Sadece 7 ay sonra, 2009 yılına girdiğimiz anda, Tekirdağ Anadolu Lisesi’nin 25.yılını, çeyrek asrını dolduruşunu kutlamaya başlayacağız…
Bu vesileyle sizlere, 2009 – 2010 eğitim öğretim yılı sonuna kadar, 1,5 yıl boyunca çeyrek asrı kutlamak amacıyla yapacağımız birbirinden iddialı 25.yıl projeleri ve etkinlikleri ile ulusal çapta Tekirdağ’ın ve Tekirdağ Anadolu Lisesi’nin adını duyurmayı hedeflediğimizin müjdesini vermek istiyorum…
Yaptığımız etkinlikler vesilesiyle yıllardır lisedeki gençlerimizle ve aileleriyle iç içeyiz…
Ve bu iletişim, bazı gerçekleri gösterdi bizlere…
Sizlere sordukça, birlikte yaşadıkça gençlerden ve ailelerden öğrendiğimiz…
Sınav kaygısı, hayat kaygısının önüne geçti yıllardır…
İyi bir sınav sonucu uğruna, aile içi ilişkileri zedeledik…
Psikolojisi bozulan, sağlık sorunları yaşayan bireyler yetiştirdik…
Oysa tek istediğimiz, hayattaki en büyük eserimiz olan çocuğumuzdan tek beklentimiz, gurur duyabileceğimiz birer birey olmaları değil mi?
Başarılı, gurur duyulan insan olmak, iyi bir üniversite ya da bölümle mi oluyor?
Bu mudur insanları değerlendirme kriterimiz?
Yoksa ne kadar “insan” olduğu mudur bizim için önemli olan?
Çevremizde gururla, gıptayla baktığımız insanların kaçının üniversitesini bölümünü biliyoruz?
Ama çocuklarımızı yetiştirirken, unuttuk mu acaba bunları...
İyi birer öğrenci yetiştirmek uğruna, iyi birer insan, gurur duyulacak bireyler yetiştirmeyi unuttuk mu yıllarca…
Herkesin sadece bir hayatı var…
Oysa biz onların da bizim doğrularımızla, bizim istediğimiz hayatları yaşamalarını istiyoruz…
Çocukluğunu, gençliğini 70’li yıllarda yaşayan, aslında baskı ve sıkıntılarla yaşayamayan ailelerin çocukları olan bu yeni nesil, ailelerinin yaşayamadıkları hayatları yaşıyor onların adına…
Hayatının “ders dışında kalan kısmı” internet ve TV başında geçen bir nesil yetiştirdik...
İyi bir öğrenci olmak uğruna, ÖSS uğruna sporun, müziğin, halk oyunlarının, edebiyatın, sanatın, tiyatronun, sinemanın bir kenara atıldığı bir nesil yetiştirdik…
Boş vaktini bunlarla değerlendirmediği için kötü alışkanlıkların kol gezdiği…
İçkinin, sigaranın, kadın erkek ilişkilerinin boyutunun, sınırlarının aşıldığı ve bunun modernlik sanıldığı bir nesil…
Sevgilisine “seni seviyorum”u bile cepten mesajla söyleyen, yüz yüze iletişimde zorlanan yeni nesil…
Kendinin geliştirmek için, toplum için bir şeyler yapmak için geçireceği zamanını, başarılı sınav sonuçları almak için harcayan…
Bireysel yaşayan, toplumsal olaylarla ilgilenmeyen, toplumu düşünmeyen...
Yüksek sınav sonuçları uğruna, 17 – 18 yaşlarını yaşayamayan yeni nesil…
Hangimiz inkâr edebiliriz bu tabloyu?
Sorumlu kim? Sistem mi? Devlet mi? Okullar mı? Sadece aileler mi?
Hayır! Onlar bizim eserimiz… Onları biz yetiştirdik…
Toplum olarak, hepimiz sorumluyuz onlardan...
Hepimize görev düşüyor...
Geleceğin yöneticileri olmaları gerekmiyor...
Benim çocuğumun “öğretmen”i de...
Benim sağlığımı emanet edeceğim “doktor” da...
Devletimin “memur”u da...
Buluşlar yapacak “bilim adamları” da...
Yiyeceğimi, giyeceğimi üreten de...
Hepsi bu gençlerin içinden çıkacak...
Ve onların işlerini layıkıyla yapmalarına ihtiyacımız var...
Hepsinin insani değerlere sahip olmasına ihtiyacımız var...
Toplum olarak, birbirimizden sorumluyuz...
O yüzden... Hepimize iş düşüyor...
Toplum olarak, birbirimizi, ve gençleri eğitmemiz gerekiyor...
Artık hayat için, kendileri için, kendi istekleri için bir şeyler yapma zamanları geldi…
İyi birer “öğrenci” olma sınavınız bitiyor artık…
İyi birer “insan” olmak için gerekenleri öğrenmenin zamanı geldi...
Geç kalmadan, bundan sonrasını kendi istediğiniz gibi yaşayın hayatınızın…
Ama hayatın sizden ibaret olmadığını, bir toplum içinde herkese görevler düştüğünü bilin, unutmayın...
Velilerimize de buruk bir hatırlatma…
Onlarla iyi geçinin artık... Bugün, sizin için de vedanın başlangıcı...
O çok istediğiniz üniversiteyi kazanırlarsa, sadece 4 ay sonra, artık sabahları aynı evde uyanmıyor olacaksınız…
Aynı sofrada yenen sabah kahvaltıları, akşam yemekleri, yerini ayda bir 2 günlük ziyaretlerde hasret gidermeye bırakacak…
Yıllarca yanı başınızda büyüyen gurur kaynağınız, artık bir telefon mesafesinde olacak…
Odalarındaki eşyaları, üniversite hayatları için toplamaya az kaldı…
Kokusunun sindiği yatağının yerine, salondaki çekyat olacak artık evinizin en sevilen ve beklenen misafirinin yeri…
“Ders çalış” dedikten sonra kavga edip küsmeyi bile özleyeceğiniz günlere az kaldı…
Küsseniz bile, akşam aynı evde uyuyacağınızı, yakınınızda bir yerlerde olduğunu bilmenin verdiği huzur bitiyor artık…
Artık büyüdüklerini hissedeceksiniz…
Kendi ayakları üzerinde durmaya başladıklarını…
Peki siz, bunca yıllık hayat tecrübenizle, tadını çıkardınız mı tüm bunların?
En son ne zaman sarıldınız onlara?
Böyle göğsü göğsünüze, göbeği göbeğinize değerek, sımsıkı, içinize sokarcasına onu?
Bugün işte bunun için en güzel gün…
Hem hüznün, hem mutluluğun yaşandığı…
Son olarak…
Hiçbirinize sınavda başarılar dilemiyorum…
Çünkü ben hepinizin doğru bildiğini yaparak, haksızlıklara göğüs gererek, hayatta başarılarla bizleri gururlandıracağınızı biliyorum…
Ve asıl önemli olan da bu…
8 Haziran 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
37 yorum:
Anladığım Kadarıyla konuşmanın tam metni bu. Açıkçası bu konuşmanın neresine sansür getirilmesine karar verdi sayın müdürümüz çok merak ettim. Gerçekten çıkarılması gereken bir yer mi vardı yoksa sansürcü kişiliğin bir yansıması mıydı bu düzeltme çalışması? Bir diğer merak konusu da bu...
18. Mezunlardan Orhun Kayaalp
Kişisel anlaşmazlıkların,alt-üst çatışmasına dönüştüğü basit,ancak onur kırıcı bir davranış...
18. Mezunlardan Egemen Gök
Biz yıllardır mezun oldugumuzda ellerimizi kimin,kimlerin tutacagını bilerek bitiriyoruz bu okuLu..Tuttugumuz eller arttıkca gücLeniyoruz!
alternatifLer hayat boyu vardır,secim biz Tekirdag Anadolu Lisesi mezunlarınındır ve hep öyle kalacaktır !..
Okullarına son defa üniformaLarıyla gelmis,artık genclige adım atmıs,okullarındaki son ve en anlamlı günlerinde yanlarında görmek istedikleri insanlara karar verebilecek olgunluktaki yeni Tekirdag Lisesi mezunlar dernegi üyelerine yapılmıs bir saygısızlık olarak nitelendiriyorum ben bu davranısı!..
Eger kendilerine yakıstırabiliyorlarsa bunu ne söylenecek bir söz,ne de yapılacak bir sey kaldıgına inanmıyorum.
Şu müdürü oldum olası sevemedim gitti zaten..
Aranızda ne tür bi diyalog yaşandı? noldu? kim ne kadar haklı? vs bilmiyorum, o konuda da bir yorum yapmayacağım; ama bu okuldan mezun olmuş, yıllarca mezunlar derneği başkanlığını yapmış, işinden gücünden vakit ayırıp bir karşılık beklemeden bu okul ve öğrencileri için özveride bulunmuş bir insanı nasıl bir gerekçeyle mezuniyet gecesine katılımını engellersin bunu anlamadım.
Müdür ne yaptığını biliyormu bilmem ama öğrencilerle arasını açtığını çok rahat söyleyebilirim. Zaten pek sevende yok.
Arkadaşlar;
Destekleriniz için teşekkürler...
Yakında detaylı bir açıklama ile aramızda neler geçtiğini ve beni ne gibi akıl almaz şeylerle suçladığını da sizlerle paylaşacağım...
Şaşıracaksınız...
Ama bir örnek, Erdem ÖZEREN adı Mezunlar Derneği'nin önüne geçmeye başlamış ve bundan rahatsız oluyormuş...
Sırf bir ismin, bir kurumun ya da derneğin önüne geçmesinden rahatsızlık duyuluyorsa bu bence zaten müdür olamaz..Öncelikle rahatsızlık duymaları gerekenler mezunlar değiller midir? Müdür bey, Tekirdağ Anadolu Lisesi Müdürü olarak değil, sanıyorum ki "sahibi" olarak orada bulunduğunu sanıyor...
Her ne kadar okul yönetimine de burdaki sözlerden sonra cevap hakkı doğsa da pekte bunu yapabilecekelrini sanmıyorum...
Doruk Önal
bundan rahatsız olan mezunlarımız da varsa herkesi bizimle çalışmaya davet ediyoruz...
Koltuğa yapışmadık...
Bizden iyi yapacağını vaad eden ve gösteren mezunlara da devretmeye hazırız...
Destek de olmaya devam ederek...
Ayrıca;
"Okul Yönetimi" ile "Okul Müdürü" kavramlarını karıştırmayalım...
Bizim problemimiz tek bir kişiyle ne yazık ki...
İdare veya öğretmenlerden gördüğümüz herhangi bir olay yok...
Çok acı..
üstünden altı koca yıl geçti, ayrılışımın..
ne kadar da aynı kafalar..
ne kadar korkmuş ve sinmiş düşünceler..
oysa değinilen konular doğru ve isabetli..
gerçekten çok yazık...
kendi mezuniyetimizde protokolün canı sıkıldı diye performansımızı iptal eden,
botlarım çamurlu diye köşeye çeken zihniyet bi adım öteye geçememiş...
okuyunca yine beynimden aşşağı kaynar sular döküldü..
ama ben çalışmalarınızı takip ediyorum ve yeni nesil için çabalarınızı çok doğru buluyorum.. Ayrıca hayatın hay huyu içinde buna zaman bulabilmeniz bile ayrıca harika bir şey..
selamlar...
Ben bu müdürün yaptıklarını anlamıyorum arkadaş . Konuşma metninden çıkarılan şeyler kadar saçma birşey yok zaten . Otorite olduğunu mu göstermeye çalışmış ben ne dersem onu yapacaksınız tavrı sergilemiş . Çok iyi yapmışsınız düzenlenen metni kabul etmemekle . Benim de daha önce müdürle aramda bir tatsız olay oldu ve bundan sonra da okula bir daha hiç uğramadım . Zannediyor ki hep o koltukta oturacak heralde . Müdür geçer gider TAL mezunu kalır .
Bakınız bu müdür alaaddinin yaptığı ilk vukuat değil tabi.Beslediği kolladığı bir avuç gerici faşist öğrenciler,bir kaç öğretmen;bıçaklama dahil bir sürü olay gerçekleştirdiler onun döneminde.Yalnız kendisine tavsiyem boşu boşuna işgal ettiği o koltuğu bir an önce emeklimi olur,başka yere tayininimi ister ne yaparsa yapsın bıraksın.Mezunlar derneğine el,kol,dil uzatmasın.Unutmasın ki mezunlar derneği üyeleri sosyal ve siyasal hayatta bir yerlere gelmeye başladılar.Hatta geldiler de.Aramızdan milletvekili adayı çıktı.Yarın da milletvekili çıkacak.Kendisi gerçi her dönemde yerini korumayı başardı şimdiye kadar,işini halletti ama,ilerici aydınlık çağdaş bir iktidarda yemezler artık her devrin adamı oyunlarını.Emekliliğine de az kalmıştır belkide dolmuştur herhalde.Onun için kendisinden ricam ve aynı zamanda tavsiyem,öyle alternatif ,muhtemelen gerici derneklerle,mezunları bölmesin.Bunu başaramaz ve altında kalır bu olayın.Erdem gibi de fedakar,özverili ve herşeyiyle dernek için koşturan bir adamı kırmasın.Çünkü bizi kıranı biz de kırarız.Oldu be sıkıştığında aman dernek cici dernek bize destek diyeceksin,ama birilerine hoş görünmek için,iktidarın yanında şirine olabilmek için derneğe tu kaka yapacaksın.Yok öyle yağma.Herkes ayağını denk alacak haddini bilecek.Bizim okulumuzuda gerici yuvası yapamayacak.Konuşmaya gelince hiç bir şey yok konuşmada.Az bile yazılmış.Daha yazılması gereken neler var aslında.Bu arada Erdem ede kızıyorum.Kardeşim bunu bize neden törenden sonra bildiriyorsun.Baştan bildirseen bakalım tören mören oluyormuydu orada.Pes yani.Herkese sevgiler saygılar.Müdür Alaattin hariç ...
Müdürün Erdem Özeren adının derneğin değil kendi adının önüne geçmesinden korkması daha olası gibi geldi bana. Kendisi "Kardelenlerim"le başlayan yüzeysel konuşmalar yaptığı için (bizim dönemimizde öyleydi en azından, sanırım değişen bi şey yoktur) konuşmanın en anlamlı kısımlarını çıkarması beni şaşırtmadı maalesef.
Can sıkıcı bi durum..
Ne idare ne öğretmenler;hayatıma yön veren,beni ben yapan Tal öğrencileridir.TAL mezunlarıdır.Hepimizin duygularını her satırınla okadar güzel kaleme almışsın ki eline sağlık..o atmosferde paylasabilmeni çk isterdim.Bu da yeni mezunlara bir ders olsun.Doğruları söylemek,samimi olabilmek,sevgini göstermek,cok çalışıp karsılığını almak,fikirlerini savunmak ülkemizde o kadar kolay diil.(İmkansız da diil,kabul edilmek zaman alıyor)Bu arada hocamızla aranızda ne geçtiği sende kalması daha doğru olur diye düşünüyorum.Sen her zaman ki gibi doğru bildiklerini yapmaya devam et.sevgiler,saygılar
bence alaeddin mollamehmetoğlu,mezunlar derneğinden fazlasıyla rahatsız olmaya başlamış.çünkü önce köfte günü organizasyonunu mezunlar derneğinin elinden alıyor sonra fevkalede hazırlanmış olan konuşma metnine el atıyor.kafasına göre düzeltmeler yapıyor,demek istiyor ki herşey benim kontrolümde.okuldaki öğrencilere söz geçirebilirsin ama mezunlar derneğine bağımsız bir dernektir.kimse söz geçiremez.müdürün bugüne kadar okul için ne yaptığı tartışılır!!.ama mezunlar derneği her zaman organizasyonlar düzenlemiş;Tal, Tal öğrencisi ve Tal ailesi için elinden geleni yapmıştır.hiç kuşkum yok ki,yapmaya da devam edecektir.
yeni bir dernek kurulması olayıda mezunlar derneğini çekemediklerinin ayrı bir göstergesidir.bu derneğin açılması Tekirdağ Anadolu Lisesi'ni yıpratır ve ayırır.böyle bir iş yapmak akıl karı değildir.mezunlar derneğinin önemli bir geçmişi ve geleceği vardır,kimse onun önüne taş koyamaz.erdem abi ne yapacaksan söyle,bizde destek olalım her zaman yanındayız...
siyaset veya tartışma olmayan bu toplantıda nesiller üzerine yapılan "70 kuşağı" bölümünün çıkarılmasını doğru buluyorum. çünkü herkezin düşüncesi veya inancı Erdem beyle aynı olmak zorunda değil. bini aşkın öğrenci ve velinin katıldığı bu toplantıda Erdem beyin özellikle uç noktalarda verdiği örneklerin ve benzetmelerin bazı veli ve öğrencileri rahatsız edebileceğini düşünmüş olsa gerek sn müdürümüz...
konuşmanın güzel başlangıcı keşke herkeze hitap edecek şekilde devam etseydi bence daha etkileyici ve yerinde olurdu..
kuşaklar hakkındaki bölümün çıkarılmasını doğru, geri kalanların çıkarılmasını yanlış buluyorum...
yorumlarım kimseyi tatmin etmek zorunda değildir..umarım uyarmak istediğim noktaları iyi kavrar Erdem bey...
bir ekleme daha,
Erdem beye yaptıklarından dolayı çok teşekkür ediyorum... Umarım daha uzun yıllar mezunlar derneğinde hizmetleriyle bizi onurlandırır...
okul müdürüyle aranızda olanlar bence kendi aranızda kalmalı.. burda birilerini hedef gösterip haklı veya haksızca onları yargılamak doğru değil... sonuçta yıllardır okulu yöneten ve bence gayette güzel yöneten bir müdürdür.. ancak herkezin hataları ve yanlışları olabilir.. insanların yanlışlarını gördükten sonra birde "ben ona acaba ne yanlış yaptım demek"te gerçekten isminize yakışır bir şekilde Erdemli bir davranış olacaktır...
geçen sene de bu konuşma olmuştu fakat engelleme ve çıkartma gibi bir olay söz konusu değildi neden bu sene???bu kafalarda bir soru işareti bırakır.müdür bazı şeylerden rahatsız olmuş anlaşılan arkadaşların da dediği gibi kendi adını ön plana çıkarmaya çalışıyor herhalde ama hata yapıyor.mezunlar derneğine tepki göstererek daha çok tepki çekiyor üzerine.mezunlar derneği senelerdir var bizler için çok güzel şeyler yaptılar özellikle de erdem abinin uğraşları inkar edilemez.bunca yıllık emekleri boşa harcamasınlar ve ayrılıklara sebep olmasınlar şimdiye kadar nasıl olduysa şimdiden sonra da mezunlar derneği aynı şekilde devam etsin.umarım müdür yaptığı hatayı anlar ve düzeltir.son olarak erdem abiye mezunlar derneği için harcadığı çabalar ve sarfettiği emeklere tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum MEZUNLAR DERNEĞİNE ENGEL OLUNAMAZ...
Memuriyette atamalar esastır, 15 senedir o koltukta oturur Alaattin Bey, Anadolu Lisesi'ni içselleştirmesi kadar daha doğal bişey olamaz herhalde, düşünsenize yılların çınarı Asuman Hanım bile emekli oldu, Ali Osman Budak attan inip eşşeğe binmemek için, Mehmet Kuzer İl Milli Eğitimde sanırım kadro ve bağlantısı yetersiz kaldığı için okulda devam etti. Benim bildiğim tek bi hasmı vardı o da Sezai Kurt! Sezai Bey de kendine yakışanı kalitesinden hiç bir ödün vermeden gayet vakur ve haysiyetli bir şekilde yaptı, kendini mesleğine adadı.
Koroymuş, bandoymuş, sergiymiş, konsermiş, halkoyunlarıymış, tiyatroymuş derken, ÖSS gelip çattığında, dönemin Tekirdağ Valisinin oğlunun makama çağrılıp kırık notların varsa düzeltelim dendiğine bizzat şahit olup, onca sosyal aktivitemin bi hiç uğruna zaman kaybı olarak karşıma çıkması ve aynı hassasiyetin tarafıma gösterilmemesi ayrıca bi yara olmuştur hep, asıl yara olan alamadığım katsayı farkıyla hukuk değilde bi taşra üniversitesinde okumaktı.
Arkadaşlar TAL'da yaşadığım 7+1 yılın üzerine bi 8 yıl daha koyduğumda geldiğim nokta kaygı vericidir. Zihniyet budur!
3 sorum olacak sayın müdüre:
1. Mezunlar Derneği Başkanı pek tabii bir milletvekili olabilir, yani bu mümkündür hatta yarınlarımız için kuvvetle muhtemeldir. Başkanımız eğer bir milletvekili olsaydı ismi derneğin önüne geçmiş olmayacak mıydı?
2. Bir milletvekilinden program öncesi bırakın denetlemeyi konuşmasını yazılı olarak isteyebilecek bi (protokol adabı ve bürokratik terbiye) -parantez içi başka türlü de doldurulabilir- var mıdır?
3. Dernek başkanı genç biri değil de, 50 sine merdiven dayamış hali vakti yerinde, kelli felli biri olsaydı, aynı üslup sergilenebilir mi? Soruyorum Okul Aile Birliği Başkanından, Vakıf Başkanından kaç kere konuşmalarını yazılı olarak isteyebilme cesaretini gösterebilmiştir.
Arkadaşlar, bu aymazlıktır. Herkesten ivedilikle bulunduğu konumun ne olduğunu değerlendirmesi ve gereği şekilde davranması beklenilmektedir.
Anlaşılıyor ki, "kardelenler" için kapıya asılan TAL öğrencisi ve idarecisinin vizyon ve misyon tabelalarının mahiyeti ve içerik anlamı yitirilmiştir. Balık baştan kokmuştur.
Çok açık ve net ifade etmeliyim ki, bi TAL Mezunu olarak her yerde bu sıfatla beni temsil eden kişiye (haklı ya da haksız dahi olsa) böylesi bi müdahale asla kabul edilemez.
Bu olay karşısında diğer idareci, ve öğretmenlerimizin, okul müdürünün aynı zamanda kendilerinin ita amiri olmasından dolayı olaya sessiz ve tepkisiz kalmalarını anlayabilirim. Elbette derslerde haktan, hukuktan, vefadan, haddini bilmekten, terbiyeden dem vurmayıp ahkam kesmedikleri sürece... Benim anlayamadığım; bu olay karşısında yeni mezun kardeşlerimizin neden kendilerine sahip çıkmadığı, ailelerinin niye basiretsiz kaldığı, okul aile birliği ve vakıf denen şeyin sadece kayıt zamanı para toplayan müdürün muhasebecileri mi olduğu gibi konular...
Evet en anladığım kişi burda Allaettin Bey... Hazımsızlık, yılların yorgunluğu, atalet, makam onu böyle davranmaya itmiş, haklıdır, bence üzerine çok fazla gidilmemeli, zaten günleri sayılı, ne kalmış şurda, bilmemiz gereken tek şey: KRAL ÇIPLAK!
Ahmetcim;
cevap vermem gerektiği düşüncesiyle...
70 kuşağı tespiti bizzat benimdir, bugüne kadar 70'e yakın seminer verip 4000'den fazla kişiyle birebir bu konuda fikir alışverişi yapmam sonucu velilerin de desteği ile ortaya çıkardığım bir tespittir, o dönemde çocukluğunu gençliğini rahat ve baskısız yaşadığını düşünen birine rastlarsan beni de tanıştırırsan gerçekten çok sevinirim...
Ayrıca bu konu siyasal değil SOSYAL bir konudur...
Ayrıca, dediğin gibi, kimsenin düşüncesi benimle aynı olmak zorunda değildir, bunlar benim düşüncelerimdir, beni bağlar, başka kimseyi değil...
Uç noktalarda örnekler de durumun vehametini ortaya çıkarmak içindir, olmadığını da kimse söyleyemez...
Ayrıca bunu ben düşünebilirim, benim adıma müdürünüzün düşünmesine gerek yoktur...
Bence herkese hitap etmektedir, bütün toplumu içine alan ve ilgilendiren bir konudur...
Uyarmak istediğin konuları anladım ve bu şekilde açıklama yapma gereği duydum...
Uyarıların için çok teşekkürler..
Gelelim aramızda yaşananlara...
Zaten ben kendi aramda yaşananları ve bu duruma gelmeden önce neler yaşandığını "henüz" paylaşmıyorum burada...
O zaman verilecek tepkilerin boyutları da çok daha farklı olacaktır emin ol...
Ama isteyen herkese istediği zaman anlatabilirim... Telefonum 24 saat açıktır... 532 332 78 08 Arayabilirsin...
Ben herhangi bir yanlış yapmadığımı biliyorum, sorunca da ne olduğunu kendisinden öğrenemiyorum, ayrıca acaba nerede hata yapıyorum diye de Yönetim Kurulu'mla ve öğretmenlerimle, idarecilerle konuşuyorum, kimse bir yanlış gösteremiyor...
Bilmen ve tahmin etmem gerekir ki ben de bu noktaya kolay kolay gelmedim, bu sorular defalarca herkese soruldu ve Yönetim Kurulu olarak bu karar alındı...
Hatam ne olursa olsun ben 4000 mezunu temsil eden bir kurumun başkanı olarak okulun kapısından geri çevrilemem!
Bu bana değil tüm mezunlara yapılan bir saygısızlıktır!
O okul kamunun malıdır...
İsteyen istediği zaman girebilir...
Ayrıca Tekirdağ Anadolu Lisesi Mezunları olarak bizimdir...
Gelip geçici koltuk sahiplerinin değil...
Ben de artık eskimiş bir mezun olarak konuşma için söyleyebileceklerim şunlar:
Protokolün olmadığı, velilerin de bu konuşma sonrası kendilerini sorgulaması beklenir, sistemin sorgulanması beklenir ANCAK bir öğretmen olarak ( her ne kadar sınırların dışında olsam da) bu konuşmayı bir okul ortamında kesinlikle yapamazsınız, kimse izin vermez. Çünkü TAL içinde belirli mevkilerde olan insaların çocukları var, mezuniyet törenini izlemeye gelen protokol var. Yani ne kadar yüksek kademeli şahşiyet varsa gelecektir. Bunların karşısında veli olanları ve biraz da öğretim kadrosunu eleştirmek arı kovanına çomak sokmak gibi olacaktır. Gönül isterdi ki yine köfte gününde dernek olarak üye ya da olmadan beraber çalışıp eğlenelim.
12. Döenm Mezunu Umut Deniz AKAR
Denizcim;
Herkes özgürlükten bahsederken, orası okul diye tam da hedef kitlesi olan kişiler oradayken bu konuda farkındalık yaratmaya çalışmak yanlış mıdır?
Nitekim orada öğretmenler ya da veliler değil toplumun tamamı eleştiriliyor, ki buna biz mezunlar da dahiliz..
Bütün eleştirileri BİZ diye yaptığımın dikkatini çekmek isterim...
Ayrıca konu aslında konuşmanın içeriği değil yapılan davranıştır...
Yorumun için çok teşekkürler...
ASlında yıllar yıllar sonra farkdiyorum da... Hayatta başarabildiysek bazı şeyleri, okulun değil de bazı hocaların kişisel çabaları ve bizim birbirimizle yanyana olan sinerjimizi bizleri biryere taşıdığı içindir. İşte bu yüzden hayret ediyorum başarmış olmamıza...Çünkü o kadar tahammülsüzler ki gelişime, büyümeye, başarıya... Sanki onlara ömür boyu muhalefet edecekmişiz gibi düşünüyolar... Şimdi yüzümüze baktıklarında gördükleri şey ne acaba ki böyle davranıyorlar?
Müdürün yapmaya çalıştıkları anlamsız kendisi hakkındaki haklı eleştirilere bile tahammül edemezken bizim hakkımızda çakal gibi lakapları kullanabiliyor. Köfte gününde emekçi mehmet abimizin yaptığı o saf o içten konusmasının müdürün yaptığı konusmadan kat kat fazla alkış almasıda kendisinin gerek mezunlar gerek hala okuyanlar arasında ne kadar sevildiğinin göstergesi.Kendi istekleri doğrultusundaki bi dernek tabikide mezunlar derneğinden daha fazla işine yarar müdürün.öncelikle kendi üzerine düşenler yapması gerekiyor okul müdürlerinin haftalık doldurmaları gereken ders saatleri var her sene başka bi öğretmen onun ders saatlerini dolduruyor.Kendi branş konularını bile unutmuş durumda. Ne diyelim afiyet olsun müdür....
erdem beyden erdem abiye geçiyim belki ortam yumuşar :D
Erdem abi demek istediğim 1000 kadar kişinin karşısına çıkıp o konularda konuşamazsın... bu bence yanlış olur.. kimsenin senin düşüncelerini paylaşmak zorunda olmadığı gibi senin düşüncelerini dinlemek zorunda değildir.. yine bence bu tür konuşmaların yeri bir okulun mezunlar günü konuşması olmamalı... artı okul müdürünü okulu sahiplenmekle suçluyosun ama her cümlenin başı "ben" le başlıyo, tekrarlıyorum aranızda geçenleri bilmiyorum müdür haksızlıklar yapmış olabilir onları bilmiyorum...ama bi düşün, konuşmalarındaki iddalı kelimeler ve ben yaptımcılık aranızdaki husumetin sebebi olabilir bence ama gerçektende beni ilgilendirmiyor.. benim ilgimi çeken konuşmandaki "70 kuşağı" bölümü.. çıkarılmasını doğru buluyorum okadar...bloglar açman, facebooktan mesajlar yollaman bu konuda karşı tarafın sana cevap yazamamasını doğurur...
neyse konuyu uzatmak istemiyorum müdür bi kaç yıl daha burda olacak sonra o da gidecek... sende iş güç sahibi adamsın seninde kafanı yormak istemem.. okul için yaptıklarına minnettarız...
Ahmetcim;
Sen gerçekten beni ara konuşalım, dinleyince anlarsın muhtemelen...
70'ler kısmı da senin yorumun tabiki, saygı gösteriyorum, teşekkür de ettim gerçekten, gelecek sefere onu daçıkarıp anlatırız aynı şeyleri...
Gençleri konu alan bir konuşma, bunun için Mezuniyet Töreni'nin en güzel ve en doğru yer olduğunu düşünüyoruz biz Mezunlar Derneği olarak... Ayrıca oradaki dinleyicilerin de en önemli konusu bu konu... Peki burası değilse neresidir söyle ona göre önerini değerlendirelim kardeşim..
Ama bu "ben" konusunda, e gerçekten "ben" yaptım kardeşim birçok şeyi, inkara ne gerek var, ama birçok şeyi de "biz" yaptık, ve ben bütün konuşmamda ve buradaki konuşmamda biz'i kullandım...
Kullanıyorum da...
Çünkü arkamda bana destek olan, yardım eden bir ekip hep var...
Ayrıca benim müdürü ne ile suçladığıma iyi bak, bizim metnimizde ve suçlamalarımızda ne var iyi bak, sahiplenmek ayrı şey, yaptıkları ayrı şeyler...
Buradan cevap verme konusuna gelince, müdürün benim gıyabımda yaptığı konuşmaları sana anlatacağım, ara beni, bu onların yanında hiç kalır...
Ayrıca hiç merak etme, o kendine sözcülük edecek bir maşa, kukla bulur burada bunlara cevap verecek...
En eski mezunlardan biri olarak ben derim ki:Başkanın konuşmasında öyle direkt iğneleyici,rencide edici bir bölüm falan yok.Olay sisstem eleştirisi ve yeni mezunlara tavsiyeler üzerine.Buradanda birileri kendi üstüne birşey alınacaksaki,keşke alınsada bazı şeyler düzelse,bırakın alınsın.Zaten protokoldaki insanlarda gelip geçici şahıslar.Aynı müdür alaattin gibi.Ayrıca şunuda söylemek istiyorum yarası olan gocunur.Burada en büyük yaraya sahip kişi müdür alaattindir.Biz mezunlar olarak kişisel tartışmaları bırakalım olayı yayabildiğimiz kadar mezunlara duyuralım ve bırakın Başkanı işin özünde derneğimize sahip çıkalım.Yoksa yeni bir dernek kurulacak ve o dernekteki şahıslar kim olacak hangi mezunlar olacak.Onları bulun ve bu girişimden vazgeçirtmeye bakın yada bakalım.
7 yıl boyunca muhattap olmamak için elimden geleni yaptığım faşist,anti demokratik ve yobaz okul müdüründen hiç de şaşırılmaması gereken bir davranış.
Komplekslerinden arınmış, gerektiğinde eleştiri kabul edebilecek kaç tane okul müdürü gördük ki bu müdürden farklı bişey bekleyelim..
erdem abi müdürden için "hiç merak etme, o kendine sözcülük edecek bir maşa, kukla bulur burada bunlara cevap verecek..." demişsin,iyi güzel yapmışın ama müdürden önce biz tepkimizi daha büyük bir şekilde göstermeliyiz bence..
catmount abimizin dediği "Biz mezunlar olarak kişisel tartışmaları bırakalım olayı yayabildiğimiz kadar mezunlara duyuralım ve bırakın Başkanı işin özünde derneğimize sahip çıkalım.Yoksa yeni bir dernek kurulacak ve o dernekteki şahıslar kim olacak hangi mezunlar olacak.Onları bulun ve bu girişimden vazgeçirtmeye bakın yada bakalım." gibi, zaman kaybetmeden bir şeyler yapmalıyız..sonra her şey için çok geç kalabiliriz.erdem abi senin düşündüğün yapmak istediğin birşey varsa söyle bizler mezunlar derneğinin üyeleri olarak elimizden geleni yapmaya hazırız...
Arkadaslar,
Bence Okul muduru ile Mezunlar dernegi yonetim kurulu arasinda ne gecmis olursa olsun bu konuyu buyutup boyle internet ortaminda basin aciklamalari falan yapmak hem okula hem de dernege zarar veriyor. Okul mudurunu sevseniz de sevmeseniz de yaptigini onalylasaniz da onaylamasiniz da mezunlar dernegi olarak olaylari kisisellestirmekten kacinmali ve okul icin uzun vadede dogru olan neyse onu yapmaniz lazim. Sagda solda olur olmaz insanlarin duydunuz mu okul yonetimi ve mezunlar dernegi birbirine girmis seklinde yorumlar yapmasi hic bir taraf icin hos degil. Ayrica dusunun siz aile ya da bu ortaokulu bitiren bir ogrenci olsaniz boyle bir okula girmek ya da cocugunuzu gondermek ister misiniz? Bence istemezseniz, bu da uzun vadede okula girecek ogrenci kalitesini etkiler. Mezunlarin da mezuniyetten sonra ortadan kacip kaybolmasini. O yuzden kanimca bu olayi kisisellestirmeden, gururu bir tarafa birakip uzlasma yoluna gidilsin, uzlasilamiyorsa da boyle kiyametler koparilmasin. Ayrica evet okul mudurunun konusmaya mudahele etmesi hos degil, ama konusma metnini de ben bir lise mezuniyet toreni icin fazla uzun ve liberal buldum. Anliyorum cok emek vermissiniz yazarken ve kesmek istememissiniz ama sonucta bu bir universite mezuniyeti degil, lise mezuniyeti. Mezun olanlarin bir cogu resit bile degil. Sonucta torende her turlu gecmisten ve sosyo ekonomik cevreden gelen insan var, orada veliler var, mezunlar var. Bazi veliler ya da mezunlar bu konusmayi fazla liberal bulup rahatsiz olabilirlerdi. Hic konusmamaktansa kisa ve oz bir konusma yapip yine de orada varliginizi gostermeniz daha dogru olurdu diye dusunuyorum.
demet arkadaşım iyi güzel hoş demişsin ama bundan önce hep mezunlar derneğinin yapmış olduğu bir organizasyonun "köfte gününün" mezunlar derneğinin elinden alınması,konuşma metninin üzerinde oynanması bununlada yetinmeyip mezunlar derneğinin yönetim kurulundan hiç kimsenin köfte gününe alınmaması hiçte önemsenmeyecek bir konu değil!herşeyin böyle üst üste gelmeside tesadüf değil!burda okul müdürünün mezunlar derneğini hiçe sayması söz konusu..erdem abi sonuçta bizim yani mezunların başkanı ve bizi temsil ediyor..köfte gününe alınmaması hiç hoş değil,sonuçta oraya gidip orada olan ve olamayan tüm mezunları temsil edecekti.ayrıca okulu kötüleme söz konusu değil,biz burda sadece müdürün derneğimize karşı yaptıklarını eleştiriyoruz!
olayın buralara kadar taşınması tabiiki hoş değil ancak bu olayda saygısızlık yapan, 17 dönemdir verilen mezunları hiçe sayan, kişisel bi sorun yüzünden bu sene mezun olan 200 civarı öğrencinin en mutlu gününü tehlikeye atan müdürdür.kişi sevilmediği bi yerde neden durur??? müdür hakkında bildiğim çok şey var benim bildiklerimi çoğu kişide tahmin ediyodur.artık sağlıksız kararlar veren müdürü burdan istifaya davet ediyorum kendisinin emeğe ve emekçiye saygısı kalmamıştır...
Cengiz,
Yeni kurulması planlanan dernekle ilgili ve gelişmelerle ilgili yapılacaklar konusunda bu hafta sonu Yönetim Kurulu toplantısı yaparak karar vereceğiz...
Sizlerle de paylaşacağız...
Demet;
Okul müdürünü sevseniz de sevmeseniz de, onaylasanız da onaylamasanız da sessiz kalın, kimseyle bir şey paylaşmayın, okula bu zarar verir.
Biz aksine şu an müdürün bu davranışları ile okula ve mezunlara zarar verdiğini düşünüyoruz ve uzun vadede okulun hayrı için artık bırakması gerektiğini düşünüyoruz...
Cengiz'in de dediği gibi bizim okul yönetimi ile ilgili sorunumuz yok, derdimiz sadece okul müdürü ile, sorunu kişiselleştirmek zorunda kalıyoruz çünkü sadece tek bir kişi bize böyle tepki veriyor, tek başına, kimseye sormadan aldığı kararlarla...
Öğretmen ve idarecilerimizle sorunumuz yok...
Şunu anlamıyorum, neden hata yapan ve bizi hiçe sayan biriyle uzlaşma yoluna gidelim? Ya da uzlaşamıyorsak sineye çekelim? Biz mücadele etmeyi tercih ediyoruz.. Bize yakışan da budur...
Uzlaşmaya çalış, beceremiyorsan kıyamet koparma sus...
Konuşma metni ile ilgili sanırım yukarıda yazdıklarımı okumamışsın...
Ben yine de senin için tekrar yazıyorum...
Bu metin tamamen lise öğrenci ve velileri ile onların yaşadıkları bu dönemdeki sorunları anlatıyor...
Siyasal değil SOSYAL konulara değiniyor...
Ve bu konulardaki kanaatim yıllardır verdiğim seminerler vesilesiyle veli ve öğrencilerle konuşarak ortaya çıkmış, ve herkesin de onayladığı tespitleri içeriyor...,Ayrıca evet bazı kişiler bundan rahatsız olabilir, şu anda burada olduğu gibi, hiçbir zaman herkesi mutlu edemezsin... Tepki alacaksın diye de bu tip önemli konularda bilinçlendirme ve uyandırma konuşmalarından vazgeçmemek gerekir...
Uzunluğuna gelince...
Bu konuşma sayfalarca uzunluktan kesilerek buraya getirildi...
Yönetim Kurulu tarafından onaylandı...
Toplam 6 - 7 dakika kadar sürüyor..
Ve geçen yıl da benzeri bir konuşmayı aynı süre çerçevesinde yaptım...
Uzunluğu ile ilgili hiç şikayet almadım, aksine, birçok veliden hem o gün, hem sonrasında tebrikler aldım...
Zaten sıkıntı da bu...
Sen müdür olsan, başka birinin konuşmasının daha çok alkışlanıp takdir edilmesini ister misin?
İnsanları tanımadan değerlendirme, sonunun nereye varacağını düşünmeden konuşma , 'KARDELEN' in ne demek olduğunu unutup bu kadar rahat şartlarda okuyan okulumuza bu ismi takıp , sahip olduğumuz herşeyi hoyratça sömüren sayın müdürümüz...
Bana verdiğiniz en büyük ders insanların büyüklüğünün makamıyla hiçbir alakası olmamasıydı heralde...
Senden adam olmaz! Sen okumazsın zaten ! Alsın ailen okuldan git burdan...
Ama bunalrı söylediğiniz o kadar çok kişi vardı ki ..
(Ha babamın isteği üzerine açıp bilgisayardan notlarıma bakınca fikriniz değişmiş hemen ama.... )
Erdem abi ye yaptıklarına da şaşırmadm... Ama şunu çok iyi öğrendim çırpındıkça çamura batıyo insan tekirdağ anadolu lisesinde... En iyisi sessizce ayrılmak bu okuldan!
tam metni okudum ve sosyal içeriğinin bu kadar zengin olmasına çok sevindim. yarası olan gocunur evet. o okulda yarası olup da gocunmaya en meyilli kişiyse alaattin mollamehmetoğludur. bir yerlerden başlanması gerekiyor, adımlar atılması gerekiyor. susalım, ortamı germeyelim, kişisellleştirmeyelim çığlıkları çözüm değildir.ne sağcıyım ne solcu tribüncüyüm tribüncülüktür. daha ana rahmine düştüğümüz andan itibaren zaten sınırları çizili özgürlüğümüzün sınırlarını daha da daraltmaya çalışarak, hayal gücümüzle oynayarak,kendi kurallarını dayatarak ve bunu baskı uygulayarak yapan bir okul müdürüydü kendisi. değişmedi, değişmeyecek. çünkü bunun için yeterli yetkinliğe sahip değil. vizyon ve misyon kavramlarını okul girişine ilke olarak yazmış ama uygulamaktan aciz bir yapı içinde. bu okulda beni geliştiren ileriye götüren bir kaç öğretmen ve arkadaşlarımdır daha fazlası değil.. ayrıca 2005 mezunuyum ve bizim mezuniyetimiz olmadı.olamadı.çaba sarfettik ama bir gün spor salonunda yapılan toplantı sonrası her şey yok oldu,bir sonuç çıkmadı. buna hep üzülmüşümdür. çünkü en güzel zamanlarımı ben orada geçirdim.en sahici dostlukları orada yaşadım. bunun suçlusu kim bilmiyorum..ama ben oradan buruk mezun oldum.
Umut Mert : abim sen olmayınca o derneğin hiç bi anlamı kalmamış olacak daha açık konuşmak gerekirse senin kadar kimse uraşamaz bu dernek için, okul için , öğrencileri için .... bize yaptıpın onca şeyden sonra bunu duymak üzücü olsa da sen kararlarını doğru yönde veren yani kağıtlarını doğru oynayan birisin ki bu konuda da haklısın ve kararın eminim ki doğrudur..bu kararın ileride daha güzel günler gösterir abim inş.... ama 2007 mezunlarından sonra oldu bunlar farkındaysan :) 2007 mezunlarından Umut Mert
erdemciğim yazını okudum hemde hepsini en ince ayrıntısıyla.....suana kadar ıstanbul'daki hic bır toplantıya gelemediğim için utandım bı kez daha ama mazur görürsün ki cok sacma bı sektörde çalışıyorum(hizmet sektörü) çalışma saatlerım cok düzensiz izin günümde aynı sekılde hıc denk gelmedı...suanda kı psıkolojını cok ıyı anlıorum.....sinirinide anlıyorum...ama böyle faşist insanlardan verilen emeğe saygı beklemek belkı de bizim hatamız.....ki senın yıllardır bu dernek için neler yaptıgını hepimiz bilioruz kımın ne yapmadıgını da.... sen içini rahat tut...suçlamaların yersiz,dayanaksız ve cok sacma oldugu da aşikar......o yüzden bugune kadar yaptıklarınız ve yapacaklarınız için bikez daha teşekkür edıyorum en azından şahsım adına....dediğim gibi takma kafanı kimin ne oldugunu o okulda dogup büyümüş olan bizler çok iyi biliyoruz....okuduğumuz dönemdeki çağdışı faşist yönetim anlayışını solcu öğretmenlerin okuldan nasıl birbir uzaklaştırıldığını ve daha nicelerini......15 kişilik katılımlarla yapılan toplantılardan bu derneğin nasıl buralara geldiğini ve bunda kimlerin emeğinin olduğunu herkes biliyo sen rahat ol......
dediğim gibi yaptıklarınız ve yapacaklarınız için tekrar sonsuz teşekkürler....
görüşmek üzere kendine çok iyi bak...
erdem,
aslında mesajı okuyup geçicektim. daha önce blogda yazdıklarını, müdürle olan sorunları fln okumuştum.
Bu okul, bu hocalar -başta da aleaddin hoca- değilmiydi hakını savunan, sessiz kalmayan, girişken, çalışkan, dürüst öğrenciler yetiştiren, çabalayan. sen de bu öğrencilerden en örnek verilebilecek olanısın. nasıl olurda böyle çirkin şeyler yaşanır aklım almıyor.
hem şaşkın hem de üzgünüm açıkçası. seni tanıyorum.hocamızıda. daha hazırlık sınıfındayken kayıt için istedikleri parayı neden istediklerini spor salonunda yaptıkları o meşhur toplantılardan birinde sorduğumda "sen otur bakalım daha küçüksün" dediğini, ama aynı hocanın vakti zamanında ayakkabım olmadığı için bana ayakkabı aldığını da biliyorum.
anlattıklarına da gerçekten inanıyorum. hatta son yazını okuyunca kendime düşen payı alıp, kendime de kızdım. lakin yaptığınız o organizasyondan hiç haberim olmadı benim. olsa gelebilirmiydim onu da bilmiyorum ama en azından keşke bilseydim demezdim.
neyse diyeceğim odur ki bence çok doğru bir karar vermişsin. zamanla sen de bunu farkına varırsın umarım. dediğin gibi enerjini daha faydalı ve daha değecek şeylere harcaman senin için daha iyi olacak. bence...
bencil olmamak çok zordur şu hayatta. sen bu dernekle en azından birilerini hayatını az da olsa değiştirmeye bazılarına umut vermeye çalıştın. öğrencilere ışık olacaktınız belkide... neyse üzülmesi gereken sen değilsin.
yolun açık olsun umarım yeni projelerde adını görür yine gurur duyarız seninle.
Yorum Gönder